İyi Niyet Yetmez: Düzenlemeler Sonuçları Öngörülerek Hazırlanmalı
İyi niyetle hazırlanan her düzenleme, kendiliğinden iyi sonuçlar doğurmaz. Sorunları çözmek amacıyla alelacele çıkarılan kanunlar ve kararnameler; kişilerin, kurumların ve uygulayıcıların bu düzenlemelere nasıl tepki vereceği hesaba katılmadan yürürlüğe konulduğunda, teşvikler suistimale, aflar yeni ihlallere, koruyucu sınırlar ise kuralları aşma yöntemlerine dönüşebilir.
Geçmişte, sınırlı çevrelerden alınan ve alanında uzman olmayan kişilerin görüşleriyle hazırlanan; uygulamada nasıl sonuçlar doğuracağı yeterince öngörülmeden yürürlüğe konulan pek çok düzenleme yapıldığı bilinen bir gerçektir. İhracat iadeleri ve prim ödemeleri, beyan esasına dayalı imar düzenlemeleri, tarım arazilerinin kullanımı, hobi evleri üzerinden gündeme gelen imar usulsüzlükleri, toplu taşıma ve servis araçlarına ilişkin düzenlemeler ile vergi yapılandırmaları ve af beklentileri bu örnekler arasında sayılabilir.
Geçmiş deneyimler, bazı düzenlemelerin sorunları çözmek yerine yeni mağduriyetlere ve haksızlıklara yol açabildiğini göstermiştir. Özellikle imar affı ve beyana dayalı uygulamaların yapı güvenliği bakımından doğurabileceği sonuçlar, üzerinde titizlikle durulması gereken bir konudur. 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlerde 53 binden fazla vatandaşımızı kaybettik. Bu büyük felaket, yapı güvenliği ve imar uygulamalarının hayati önemini bir kez daha ortaya koymuştur. İstanbul Maltepe’de yıkılan binayla ilgili kamuoyuna yansıyan iddialar ve yaşanan can kayıpları da imar uygulamalarının sonuçlarının dikkatle incelenmesi gerektiğini göstermektedir.
Bugün gündemde olan düzenlemeye ilişkin süreç, kamuoyunda yeterince açık biçimde paylaşılmamaktadır. Düzenlemenin kapsamı, kimleri nasıl etkileyeceği ve uygulamada hangi sonuçları doğuracağı net olarak ortaya konulmadan yapılan açıklamalar, toplumun kaygılarını gidermemektedir. Sürecin şeffaf yürütülmemesi ve hesap verebilirliğin sağlanmaması, kamuoyundaki güvensizliği artırmaktadır.
Huzur ve Güven Partisi olarak iktidarı bu konuda yapıcı bir anlayışla uyarıyoruz. Düzenleme, dışarıdan gelen mağdurlar üzerinden algı oluşturma çabalarının etkisiyle değil; somut veriler, uzman görüşleri ve hukuki ilkeler temelinde hazırlanmalıdır. Fon düzenlemesi alelacele çıkarılmamalı; olası sonuçları, doğuracağı maliyetler ve toplum üzerindeki etkileri ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir.
Talebimiz açıktır: Hiç kimseye ayrıcalık tanınmadan, kimseye taviz verilmeden, adalet ve eşitlik ilkeleri doğrultusunda; hukuk normlarına uygun, şeffaf ve öngörülebilir bir düzenleme yapılmalıdır. Aksi hâlde çözüm amacıyla atılan adımlar, daha büyük sorunlara ve yeni mağduriyetlere yol açabilir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.